İngilizce Restoran Diyalogları
Bir restoranda İngilizce konuşurken rezervasyon yaptırmak, menüdeki bir malzemeyi sormak ya da hesabı istemek için uzun cümlelere ihtiyaç duymazsınız. Ancak aynı isteği farklı biçimlerde söyleyebilmek, özellikle garsonun sorularını anlamak açısından işinizi kolaylaştırır. Bu derste İngilizce restoran diyaloglarını girişten ödemeye kadar adım adım ele alacağız. Her İngilizce ifadeyi dinleyebilir, Türkçesini hemen altında görebilirsiniz.
Diyaloglar günlük kullanım için hazırlanmış örnek konuşmalardır. Menü içeriği, alerjen bilgisi, fiyatlar ve restoran kuralları işletmeden işletmeye değişir. Özellikle gıda alerjilerinde yalnızca örnek cümlelere dayanmayın; ilgili görevliyle açıkça teyit edin.
Restoranda Kullanılan İngilizce Kelimeler
Önce karşılaşacağınız temel kelimeleri tanıyalım. Tek kelime ve kısa ifadelerin Türkçeleri aynı satırda verilmiştir.
Masa ve menüyle ilgili kelimeler
Sipariş, servis ve ödeme kelimeleri
Menüde karşılaşabileceğiniz bir fark: Entrée Amerikan İngilizcesinde genellikle ana yemek anlamına gelirken bazı başka menülerde başlangıç yemeği anlamında kullanılabilir. Kararsız kaldığınızda yemeğin içeriğini veya porsiyonunu sormak daha güvenlidir.
Telefonla Restoran Rezervasyonu Yapma
Rezervasyon sırasında genellikle tarih, saat, kişi sayısı ve isim sorulur. I’d like to book a table ya da I’d like to make a reservation ifadeleri doğal ve kibardır.
Diyalog 1: Akşam yemeğine masa ayırtma
İki kişi cumartesi akşamı yemek yemek istiyor.
Kullanım notu: Under Demir ifadesi “Demir adına” anlamındadır. Would seven thirty work for you? bir saat önerirken kullanılan kibar bir sorudur. Saatin akşam mı sabah mı olduğunu gerekirse p.m. ile netleştirebilirsiniz.
Rezervasyon Olmadan Masa İsteme
Restorana doğrudan gittiğinizde Do you have a table for two? sorusuyla başlayabilirsiniz. Yer yoksa bekleme süresini veya daha sonraki bir saatte masa olup olmadığını sorun.
Diyalog 2: Boş masa ve bekleme süresi
İki arkadaş kalabalık bir restorana rezervasyonsuz giriyor.
About twenty minutes, yaklaşık yirmi dakika demektir; kesin bir süre vaadi değildir. Would it be possible to…? ise daha nazik bir istek biçimidir.
Masaya Yerleşme ve Menü İsteme
Masaya oturduğunuzda garson size menüyü getirebilir, su isteyip istemediğinizi sorabilir. Hazır değilseniz sipariş vermek için birkaç dakika daha isteyebilirsiniz.
Diyalog 3: Menü, su ve biraz zaman isteme
Müşteriler masaya oturuyor ama henüz ne yiyeceklerine karar vermemişler.
Önemli: Take your time “Acele etmeyin” demektir. Still water gazsız sudur; sparkling water ise gazlı sudur.
Menüdeki Yemeği ve İçindekileri Sorma
Menüde tanımadığınız bir yemek olduğunda ne içerdiğini, nasıl hazırlandığını ve yanında ne geldiğini sorabilirsiniz. What does it come with? “Yanında ne geliyor?” anlamına gelir.
Diyalog 4: Günün yemeği ve malzemeler
Müşteri günün özel yemeğini merak ediyor.
On the side, özellikle sos veya garnitürün ana yemeğin üzerinde değil ayrı servis edilmesini istemek için kullanılır. Quite filling ise doyurucu anlamındadır.
İngilizce Yemek ve İçecek Siparişi Verme
İngilizcede sipariş verirken I’ll have…, I’d like… ve Could I have…? çok yaygındır. I want… dil bilgisi açısından yanlış değildir; ancak hizmet ortamında daha kibar bir ton için diğerleri tercih edilebilir.
Diyalog 5: Başlangıç, ana yemek ve içecek
İki kişi farklı yemekler sipariş ediyor.
Pratik ayrım: To start burada başlangıç olarak anlamına gelir. Main course ana yemektir. Bir yemeği paylaşmak için We would like to share… diyebilirsiniz.
Siparişi Değiştirme ve Özel İstek Bildirme
Yemeklere bazı malzemelerin eklenmemesini isteyebilirsiniz. Without onions “soğansız”, extra cheese “ekstra peynirli” demektir. Restoranın değişiklik yapıp yapamadığını her zaman sormak gerekir.
Diyalog 6: Soğansız yemek, pişirme derecesi ve ek garnitür
Bir müşteri burgerini isteğine göre düzenlemek istiyor.
Not: Well done etin iyi pişmiş olmasını belirtir. Pişirme dereceleri özellikle biftek siparişlerinde farklılık gösterir. Kıyma ürünlerinin güvenli pişirilmesi önemlidir; işletmenin gıda güvenliği uygulamalarına güvenmeden az pişmiş ürün istemeyin.
Gıda Alerjisini İngilizce Anlatma
Alerjiniz varsa bunu sipariş vermeden önce doğrudan söylemek önemlidir. Bir yemekte bir malzemenin görünmemesi, o alerjenin bulunmadığını veya hazırlık sırasında temas etmediğini garanti etmez. Garsonun emin olmaması hâlinde mutfaktan teyit istemelisiniz.
Diyalog 7: Fındık alerjisi ve mutfaktan teyit isteme
Müşteri ciddi bir alerjisi olduğunu belirtiyor.
Hayati ayrım: Contains içerir demektir; cross-contact hazırlanırken alerjenle temas etme riskidir. Ciddi alerjilerde güvenli olduğundan emin olunamayan yemekleri tüketmeyin. Buradaki diyalog örnek amaçlıdır.
Vejetaryen, Vegan veya Özel Beslenme Tercihlerini Söyleme
Vejetaryen ve vegan menüler aynı şey değildir: vejetaryen yemekler süt veya yumurta içerebilir; vegan yemekler hayvansal ürün içermez. Benzer şekilde halal, gluten-free ve dairy-free ifadeleri farklı ihtiyaçları anlatır. İfadenin menüde yazması her zaman özel bir ihtiyacı karşıladığının garantisi değildir.
Diyalog 8: Vegan seçenek ve malzeme sorma
Müşteri hayvansal ürün içermeyen bir yemek arıyor.
Made with “… ile hazırlanmış” anlamındadır. Beslenme tercihiniz dinî veya tıbbi nedenlerle katıysa kullanılan malzemeleri, sosları ve hazırlık koşullarını ayrıca doğrulatın.
Çocuklarla Restoranda İngilizce Konuşma
Ailece yemek yerken yüksek sandalye, çocuk menüsü veya küçük porsiyon isteyebilirsiniz. High chair küçük çocuklar için mama sandalyesidir.
Diyalog 9: Çocuk menüsü ve mama sandalyesi
Bir aile küçük çocuğuyla restorana geliyor.
Kullanışlı kalıp: How many are in your party? restoranda kaç kişi olduğunuzu sorar. Buradaki party “parti” değil, birlikte gelen grup anlamındadır.
Yanlış veya Geç Gelen Siparişi Kibarca Bildirme
Bir sorun çıktığında Excuse me, I think… ya da Sorry, but… ile başlamak yardımcı olur. Durumu açıkça söylemek yeterlidir; uzun açıklamalar yapmak zorunda değilsiniz.
Diyalog 10: Yanlış yemek ve bekleme süresi
Müşteriye sipariş etmediği yemek geliyor; diğer yemek de gecikmiş.
Mix-up bir karışıklığı belirtir. Sorting it out ise sorunu çözmek anlamına gelir. Bu ifadeler gerginliği artırmadan konuyu açıklamanıza yardım eder.
Yemeğin Soğuk Olması veya Bir Sorun Çıkması
Yemek yeterince sıcak değilse yeniden ısıtılmasını veya değiştirilmesini isteyebilirsiniz. Yemekte size tehlike yaratabilecek bir madde olduğunu düşünüyorsanız, yemeyi bırakıp durumu açıkça bildirin.
Diyalog 11: Soğuk yemek için yardım isteme
Müşteri, ana yemeğinin yeterince sıcak olmadığını fark ediyor.
Heat it up “ısıtmak”, a fresh portion ise “yeni hazırlanmış porsiyon” anlamına gelir. Sorunun türüne göre hangisinin uygun olduğunu sorabilirsiniz.
Tatlı, Kahve ve Paket Servis İsteme
Yemekten sonra tatlı menüsünü isteyebilir veya artan yemeği paket yaptırabilirsiniz. Amerikan İngilizcesinde to go, İngiliz İngilizcesinde takeaway yaygındır.
Diyalog 12: Tatlı ve kalan yemeği paket yaptırma
Müşteriler yemeği bitiriyor ve kahve istiyor.
The rest of… “… geri kalanı” demektir. Could we have the rest of our pizza to go? ifadesi, masada kalan pizzayı paket istemenin doğal yollarından biridir.
Restoranda Hesap İsteme ve Ödeme Yapma
İngiltere’de hesabı istemek için daha çok bill, ABD’de check kullanılır. Can we split the bill? masadaki kişilerin hesabı bölüşmek istediğini anlatır; tutarı eşit mi yoksa kişi başı ayrı mı ödeyeceğinizi ayrıca söylemek gerekebilir.
Diyalog 13: Hesabı bölüşme, kartla ödeme ve servis ücreti
İki arkadaş ayrı ödeme yapmak istiyor.
Önemli ayrım: Service charge işletmenin hesaba ekleyebildiği servis bedelidir; tip bahşiştir. Bahşiş ve servis ücreti uygulamaları ülkeye ve işletmeye göre değişir. Ödeme yapmadan önce hesabı kontrol edebilirsiniz.
En Çok İşe Yarayan Kısa Restoran Cümleleri
Aşağıdaki cümleleri gerektiğinde kullanabilmek, uzun bir konuşma yapamasanız da birçok durumu çözmenize yardımcı olur. Bunlar tam cümle olduğu için Türkçe anlamları alt satırdadır.
Üç kişilik boş masanız var mı?
Yılmaz adına rezervasyonum var.
Menüyü görebilir miyim, lütfen?
Ne tavsiye edersiniz?
Bu yemek süt ürünü içeriyor mu?
Mutfakla kontrol edebilir misiniz?
Henüz sipariş vermeye hazır değilim.
Soğansız alabilir miyim?
Biraz daha su alabilir miyiz?
Sanırım bu benim sipariş ettiğim yemek değil.
Bize bir çatal daha getirebilir misiniz, lütfen?
Kalan yemekleri eve götürebilir miyim?
Hesabı alabilir miyiz, lütfen?
Kartla ödeyebilir miyiz?
Ayrı hesap alabilir miyiz?
Her şey çok güzeldi. Teşekkür ederim.
Restoranda Kolayca Karıştırılan İngilizce İfadeler
Book / order: Book a table, masa ayırtmaktır. Order a meal ise yemek sipariş etmektir. Rezervasyonu ve siparişi aynı fiille anlatmayız.
Bill / check: İkisi de hesap anlamına gelebilir. Bill İngiltere’de, check ABD’de daha yaygındır. Receipt ise genellikle ödeme sonrasında verilen fiştir.
Starter / main course / dessert: Sırasıyla başlangıç, ana yemek ve tatlı anlamına gelir. Side dish ana yemeğin yanında servis edilen garnitür veya yan yemektir.
I will have / I would like / I want: Üçü de istek bildirebilir. Sipariş verirken I’ll have… ve I’d like… daha yumuşak ve yaygın ifadelerdir; I want… her bağlamda yanlış değildir.
For here / to go: Özellikle kafelerde For here or to go? sorusunu duyabilirsiniz: “Burada mı yiyeceksiniz, paket mi?” anlamına gelir. İngiliz İngilizcesinde eat in or takeaway da denebilir.
Allergy / preference: Alerji bir sağlık riskidir; yalnızca belirli bir malzemeyi sevmemekle aynı şey değildir. Alerjiyi I’m allergic to… ile açıkça belirtin; güvenlik konusunda kesin teyit isteyin.
Restoran İngilizcesini Nasıl Çalışabilirsiniz?
Önce kendinize en yakın durumu seçin: masa ayırtmak mı, sipariş vermek mi, yoksa hesabı istemek mi? İlgili diyalogdaki İngilizce cümleleri dinleyin, ardından Türkçelerine bakmadan tekrar etmeyi deneyin. Sonra yemek, kişi sayısı veya saat gibi bilgileri değiştirerek aynı konuşmayı yeniden kurun. Böylece cümleleri yalnızca ezberlemek yerine farklı durumlara uyarlayabilirsiniz.
Restoranda yol sormanız veya bir yere nasıl gideceğinizi anlatmanız gerekirse İngilizce adres tarifi konusundaki ifadeler de işinize yarayabilir.