İngilizce kıyafetler ve aksesuarlar (clothes and accessories), hem günlük hayatta üzerinizdekileri tarif ederken hem de mağazada beden, renk ve fiyat sorarken kullanılır. Clothes giysiler, clothing giyim veya kıyafet anlamına gelir. Kıyafet isimlerini öğrenmenin yanında wear (giymiş olmak), put on (giymek, üzerine geçirmek) ve try on (denemek) farklarını bilmek de önemlidir. Bu derste temel giysileri, aksesuarları, beden ve kumaş ifadelerini sesli örneklerle öğreneceğiz.

Üst Giyim – Tops and Outerwear

Üst giyim için T-shirt tişört, shirt gömlek, sweater kazak, jacket ceket ve coat palto veya kaban kelimeleri sık kullanılır. Hoodie kapüşonlu sweatshirt için yaygındır. Giysileri tarif ederken renk ve desen ekleyebilirsiniz: a blue shirt, a striped T-shirt. İngilizcede sıfatlar çoğunlukla isimden önce gelir; “shirt blue” demeyiz.

T-shirt: tişört
shirt: gömlek
blouse: bluz
sweater: kazak
hoodie: kapüşonlu sweatshirt
jacket: ceket
coat: palto, kaban
cardigan: hırka
uniform: üniforma

I am wearing a blue shirt.
Mavi bir gömlek giyiyorum.
She has a warm winter coat.
Onun sıcak tutan bir kışlık kabanı var.
This jacket is too small for me.
Bu ceket bana çok küçük.
He wears a uniform at work.
O, işte üniforma giyer.

Alt Giyim, Elbiseler ve Ayakkabılar

Trousers (özellikle Britanya İngilizcesi) veya pants (Amerikan İngilizcesi) pantolon anlamındadır. Jeans kot pantolon, shorts şort demektir. Bunlar çoğul biçimli kullanılır; tek bir pantolon için a pair of trousers denir. Dress elbise, skirt etek, shoes ayakkabılar ve boots botlardır. Shoes sözcüğünü çoğul kullanırken fiile dikkat edin.

trousers: pantolon (Britanya İngilizcesi)
pants: pantolon (Amerikan İngilizcesi)
jeans: kot pantolon
shorts: şort
dress: elbise
skirt: etek
shoes: ayakkabılar
trainers: spor ayakkabılar (Britanya İngilizcesi)
sneakers: spor ayakkabılar (Amerikan İngilizcesi)
boots: botlar
socks: çoraplar

My jeans are black.
Kot pantolonum siyah.
She is wearing a long dress.
O, uzun bir elbise giyiyor.
I need a new pair of shoes.
Yeni bir çift ayakkabıya ihtiyacım var.
These boots are comfortable.
Bu botlar rahat.

Aksesuarlar ve Tamamlayıcı Eşyalar

Kıyafeti tamamlayan parçalara accessories denir. Belt kemer, scarf atkı veya fular, gloves eldiven, hat şapka, watch kol saati demektir. Glasses gözlük için çoğul kullanılır; a pair of glasses bir gözlük anlamına gelebilir. Jewellery (Britanya İngilizcesi) veya jewelry (Amerikan İngilizcesi) takı anlamındadır; genel olarak sayılamaz.

belt: kemer
scarf: atkı, fular
gloves: eldivenler
hat: şapka
cap: kep
watch: kol saati
glasses: gözlük
sunglasses: güneş gözlüğü
bag: çanta
necklace: kolye
ring: yüzük

It is cold, so wear a scarf.
Hava soğuk, bu yüzden atkı tak.
Where are my sunglasses?
Güneş gözlüğüm nerede?
She bought a silver necklace.
Gümüş bir kolye satın aldı.
This bag matches my shoes.
Bu çanta ayakkabılarımla uyumlu.

Wear, Put On, Take Off ve Try On Arasındaki Fark

Wear kıyafeti üzerinde taşımak, giyiyor olmak anlamındadır. Put on giyme eylemini, take off çıkarmayı ifade eder. Try on satın almadan önce bir kıyafeti denemektir. Örneğin I am wearing a coat üzerimde palto var, I am putting on my coat paltomu giyiyorum demektir. “I try this jacket” yerine giyim bağlamında çoğunlukla I try on this jacket veya I try this jacket on denir.

I wear glasses every day.
Her gün gözlük takarım.
Please put on your shoes.
Lütfen ayakkabılarını giy.
Take off your wet coat.
Islak kabanını çıkar.
Can I try on this sweater?
Bu kazağı deneyebilir miyim?
She is putting on her jacket.
O, ceketini giyiyor.

Renk, Beden, Kumaş ve Desenleri Anlatmak

Kıyafet seçerken sadece ismi bilmek yetmez. Size beden, small küçük, medium orta, large büyük beden olabilir. Tight dar, loose bol, comfortable rahat anlamındadır. Kumaş için cotton pamuklu, wool yün, leather deri sözcüklerini kullanabilirsiniz. Striped çizgili, checked kareli, plain düz ve desensiz demektir. Bedenler markalar arasında değişebileceğinden mağazada denemek gerekebilir.

size: beden, ölçü
small: küçük
medium: orta
large: büyük
tight: dar
loose: bol
comfortable: rahat
cotton: pamuk; pamuklu
wool: yün
leather: deri
striped: çizgili
checked: kareli

Do you have this shirt in medium?
Bu gömleğin orta bedeni var mı?
These trousers are too tight.
Bu pantolon çok dar.
I prefer cotton T-shirts.
Pamuklu tişörtleri tercih ederim.
She is wearing a striped dress.
O, çizgili bir elbise giyiyor.

Kıyafet Alışverişinde Kısa Diyalog

Bir mağazada beden ararken “Do you have this in…?” sorusu, bir ürünü denemek isterken “Can I try it on?” cümlesi kullanışlıdır. Fitting room deneme kabini, fit ise kıyafetin bedene uygun olması anlamına gelir. Suit kıyafetin birine yakışması, match iki parçanın birbirine uyması için de kullanılabilir.

Customer: Excuse me, do you have this jacket in large?
Affedersiniz, bu ceketin büyük bedeni var mı?
Assistant: Yes, we do. Would you like to try it on?
Evet, var. Denemek ister misiniz?
Customer: Yes, please. Where is the fitting room?
Evet, lütfen. Deneme kabini nerede?
Assistant: It is over there, next to the mirror.
Şurada, aynanın yanında.
Customer: This one fits well, but do you have it in black?
Bu iyi oldu ama siyahı var mı?
Assistant: Yes, here you are.
Evet, buyurun.
Customer: How much does it cost?
Fiyatı ne kadar?
Assistant: It costs forty pounds.
Fiyatı kırk sterlin.

Yaygın Hatalar ve Konuşma Alıştırması

Clothes kelimesi “kloz”a yakın telaffuz edilir; cloth ise kumaş veya bez anlamına gelebilir. Wear ile where aynı şekilde telaffuz edilebilir ama anlamları farklıdır. “My trousers is” yerine My trousers are denir. Aynı şekilde glasses are çoğul fiille kullanılır. Kendi üzerinizdeki iki giysiyi, bir rengi ve bir aksesuarı seçerek toplam dört İngilizce cümle kurun; ardından bir mağazada beden sorduğunuzu hayal edin.

My trousers are grey.
Pantolonum gri.
Where did you buy this coat?
Bu kabanı nereden aldın?
This colour suits you.
Bu renk sana yakışıyor.

Öğrenilenleri Günlük Hayatta Kullanma

Dolabınızdan beş farklı kıyafet seçin ve isimlerini İngilizce olarak söyleyin. Ardından üzerinizdekileri “I am wearing…” ile tarif edin; giymek üzere olduğunuz bir parçayı “I am putting on…” ile anlatın. Alışveriş kalıplarını doğru kullanabildiğinizde beden sormak, bir ürün denemek veya renk tercihlerinizi belirtmek çok daha kolay olur. Kelimeleri renklerle ve gerçek giysilerle bir arada tekrar edin.

Konuyu pekiştirmek için İngilizce renkler, alışveriş diyalogları, This / That / These / Those derslerine de göz atabilirsiniz.