Commonly Confused Verbs – Sık Karıştırılan İngilizce Fiiller
Derslerde Ara
Commonly Confused Verbs Nedir?
İngilizcede bazı fiillerin Türkçe karşılıkları birbirine yakındır, ancak cümlede aldıkları nesne veya kullanıldıkları durum farklıdır. Say/tell, make/do, borrow/lend, bring/take çiftleri bunun yaygın örnekleridir. Sözcüklerin hepsini “söylemek”, “yapmak”, “almak” gibi tek Türkçe karşılığa indirmek hata üretir. Bu derste her çifti anlam, cümle dizilişi ve günlük kullanım bakımından yan yana karşılaştıracağız.
Fiil öğrenirken yalnızca sözlük karşılığını değil, ardından nelerin geldiğini de not edin. Örneğin tell somebody something, say something to somebody yapıları önemlidir. Benzer biçimde borrow something from someone ve lend something to someone olayın ters yönlerini gösterir. Bu tür eşleşmeler, konuşurken kelimeyi uzun uzun düşünmeden doğru seçebilmenize yardımcı olur.
Say ve Tell: Söylenen Söz ile Dinleyen Kişi
Say genellikle söylenen sözün kendisine odaklanır: She said hello. Dinleyiciyi açıkça belirtmek isterseniz sıklıkla say something to someone kullanılır: She said hello to me. Tell ise çoğunlukla kime söylendiğini doğrudan nesneyle belirtir: She told me the news. Bu yüzden She told to me değil, She told me denir.
Bir diğer ayrıntı, sabit kalıplardır. Tell a story, tell a lie, tell the truth, tell the time ifadelerinde tell kullanılır. Say yes, say no, say sorry, say a word biçimlerinde ise say doğaldır. Dolaylı anlatımda He said that he was tired ve He told me that he was tired ikisi de kullanılabilir, ancak ikinci örnekte dinleyici nesnesi bulunur.
Make ve Do: Üretmek mi, Faaliyet mi?
Make çoğunlukla ortaya bir sonuç veya ürün koyma fikriyle ilişkilidir: make a cake, make a plan, make a decision. Do ise görev, iş veya faaliyetle sık kullanılır: do homework, do housework, do the dishes. Ancak bu genel ayrım tek başına bütün kalıpları açıklamaz. Make a mistake ve do your best gibi ifadeleri kalıp olarak öğrenmek gerekir.
Make progress “ilerleme kaydetmek”, make money “para kazanmak”, do business ise “iş yapmak/ticaret yapmak” anlamındadır. Kişiye yaptırma anlamındaki make somebody do something ise farklı bir dil bilgisi yapısıdır ve ileri causatives dersinde ayrıntılı biçimde incelenir. Buradaki odak, iki günlük fiilin isimlerle doğru eşleşmesidir. Kendi hayatınızdan üç make ve üç do cümlesi oluşturun.
Borrow ve Lend: Ödünç Almak ve Vermek
Borrow bir şeyi başka birinden geçici olarak almak anlamına gelir. Lend ise bir şeyi başka birine geçici olarak vermektir. Türkçede bazen “ödünç” kelimesi her ikisinde de bulunduğu için yön kolayca karışır. Can I borrow your charger? şarj cihazını ödünç almak istediğinizi, Can you lend me your charger? ise karşınızdakinden onu ödünç vermesini istediğinizi anlatır.
Kalıplar da yardımcı olur: borrow something from somebody ve lend something to somebody. Lend somebody something de doğrudur; lend me a book gibi. Geçmiş zamanları farklıdır: borrowed düzenli, lent düzensizdir. İade eylemi ise return veya günlük dilde give back ile anlatılır. Ödünç vermenin eşyayı hediye etmek olmadığını örneklerinizde vurgulayın.
Bring ve Take: Hareketin Yönü
Bring çoğunlukla konuşanın veya referans alınan kişinin bulunduğu yere doğru getirmeyi, take ise bir şeyi başka bir yere götürmeyi anlatır. Bring your passport here pasaportu buraya getirme çağrısıdır. Take this parcel to the post office paketi başka yere götürmeyi ifade eder. Ancak konuşan kişi bakış açısını gelecekteki bir toplantıya veya karşıdakinin bulunduğu yere kaydırdığında bring yine kullanılabilir.
Bu nedenle “Bir yere götürmek her zaman take, getirmek her zaman bring” gibi mekanik çeviriler yeterli değildir. Can you bring some water to the meeting? derken toplantı ortak referans noktası olabilir. Take your coat with you paltosunu yanında götürmesini ister. Hareketin hangi bakış açısına göre anlatıldığını düşünmek, özellikle telefon konuşmalarındaki tercihleri anlamayı kolaylaştırır.
Rise ve Raise: Nesne Alıyor mu?
Rise yükselmek veya artmak anlamında geçişsiz kullanılır: Prices rise, The sun rises. Bir nesnenin yükselmesine neden olduğunuzu söylemek isterseniz raise gerekir: Raise your hand, The company raised prices. İki fiilin Türkçede yakın karşılıkları olduğu için nesne olup olmadığını kontrol etmek çok önemlidir. Kişi kendi kendine yükseliyorsa rise, bir şeyi yükseltiyorsa raise seçin.
Geçmiş zaman biçimleri de ayrıdır. Rise – rose – risen düzensizdir; raise – raised – raised düzenlidir. The river rose suyun yükseldiğini, They raised the bridge köprüyü kaldırdıklarını anlatır. Rise ve raise yalnızca fiziksel hareket için kullanılmaz; fiyatlar, vergiler, sıcaklık ve beklentiler hakkında da kullanılır. Örnek yazarken nesneyi işaretlemek büyük kolaylık sağlar.
Karıştırılan Fiilleri Doğru Seçme ve Mini Tekrar
Sözcüğü seçmeden önce üç kısa kontrol yapın: Anlamda hangi yön var, fiil doğrudan nesne alıyor mu ve fiille birlikte hangi isim kullanılıyor? Tell çoğunlukla kişiyi nesne olarak alır; say sözün kendisine odaklanır. Borrow alma, lend verme yönünü gösterir. Rise nesnesiz, raise nesneyle kullanılır. Make ve do ise çok sayıda yerleşik kalıpla öğrenilmelidir.
Örnekleri yalnızca tek kelime çevirmek yerine bütün cümleyi sesli tekrar edin: Tell me the truth, Do your homework, Borrow a book from the library, Raise your hand. Yanlış seçilmiş fiili fark etmek için sözcükleri eşleştirme defteri hazırlayın. Özellikle geçmiş zamanlarla da çalışın: said/told, made/did, borrowed/lent, brought/took, rose/raised ayrımı günlük anlatımda büyük fark yaratır.
Günlük Diyalog – Short Dialogue
Aşağıdaki konuşmada kalıbın neden seçildiğine dikkat edin. Önce İngilizce satırı dinleyin, ardından hemen altındaki Türkçe karşılığını okuyun. Diyaloğu bir arkadaşınızla rol değiştirerek tekrarlamayı deneyin.
Kendini Sına – Mini Alıştırma
1. “Bana gerçeği söyle” cümlesinde say yerine hangi fiili kullanacağınızı açıklayın.
2. Bir kitabı kütüphaneden ödünç almak ve arkadaşınıza ödünç vermek için iki ayrı cümle kurun.
3. “Fiyatlar arttı” ile “Şirket fiyatları artırdı” örneklerinde rise/raise seçimini ve nesne farkını gösterin.
İlgili konularda pekiştirme yapmak için Regular Verbs, Irregular Verbs, Phrasal Verbs derslerine de göz atabilirsiniz.